Başımız sağolsun


Çarşamba, Nisan 1, 2009 · Kategori: Esranur_Makaleler

Geçen hafta bugün Muhsin Yazıcıoğlu ve aralarında İhlas Haber Ajansı muhabiri İsmail Güneş'in de bulunduğu pilot Kaya İstektepe ile  birlikte 7 kişiyi taşıyan helikopterin düşme haberi ile başlayan umut-endişe-merak dolu milletçe ölüm kelimesini konduramadan yaptığımız dua dolu bekleyiş; vefat haberlerini duyarak kabullenmeye dönüştü. Son umuttu İsmail Güneş ve onun naaşı da dün bulundu. Ölüm ansızısın geliyor, hiçbir insan iradesinde olan birşey yok o an.
Allahü teala hepsine rahmet eylesin, ailelerine sabr-ı cemil ihsan eylesin. Mekanları cennet dereceleri âlâ olsun. En iyi dualar onlara olsun.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İsrail nerede duracak?!.


Çarşamba, Aralık 31, 2008 · Kategori: Esranur_Makaleler

Noktalar
İsmail Kapan
ismail.kapan@tg.com.tr
31 Aralık 2008 Çarşamba
İsrail nerede duracak?!.

İsrail Gazze’de alenen katliam yapıyor, dünya ise seyrediyor...
Birleşmiş Milletler Teşkilatı, eskiden beri pasifti. Ama ABD’nin Irak işgali sırasında BM ve Uluslararası Hukuk düzenini bir tarafa itmesi, teşkilatı zaten mefluç hale getirdi. 2003 yılı başından beri BM’nin varlığı ve fonksiyonu tartışma konusu.
İsrail Amerika’dan kayıtsız şartsız destek alıyor. ABD İsrail’in yaptığı her türlü hukuk dışı eylemine ses çıkarmak şöyle dursun, ona meşruiyet(!) kazandırmak için gayret sarf ediyor.
Bu durum İsrail yöneticilerinin başını döndürüyor!.. İsrailliler bu ortamdan faydalanarak, hiçbir sınır tanımadan bodoslama gidiyorlar. Baksanıza Gazze katliamından sonra yapılan açıklamalara... Resmen bütün dünya ile dalga geçiyorlar. İsrail’in Ankara Büyükelçisi, çıktığı bir televizyon kanalında insan zekâsı ile alay edercesine, Gazze’de insani dram olmadığını söyleyebiliyor!..
İnsani dram başka türlü nasıl olabilir acaba? Yıllardır abluka altında tutulan, aç ve susuz bırakılan Filistin halkı, şimdi de kadın, çocuk, yaşlı, sivil denilmeden bombalanıyor. Gazze’deki morglarda cesetler için, hastanelerde de yaralılar için yer kalmadı. Ama İsrail katliama devam ediyor. Hem bu İsrail’in yaptığı ilk katliam da değil. On yıllardır yapıyor bunu...
Bugün için kimse İsrail’e dur diyemiyor. Arap âlemi bölük pörçük, kendi aralarında kavgalı, yek diğerinin kuyusunu kazmakla meşgul. Filistinliler zaten gözden çıkarılmış. Böyle olunca İsrail’in işi de kolaylaşıyor. Silahsız, savunmasız, çaresiz Filistinlilerin üzerine, hunharca ateş ve ölüm yağdırıyor. Filistin halkının bağımsızlık sevdasından ve hürriyetinden vazgeçirip teslim olması için acımasız, sistemli bir baskı ve katliam uyguluyor.
Medeni(!) dünya ise, sadece Filistinlileri suçluyor.
Peki İsrail nerede duracak?..
Bu sorunun cevabı çok mühim. Olmert, Livni, Barak vs. fütursuzca ve bütün dünyaya kafa tutarcasına Filistinlilere bu vahşeti uyguluyorlar. Daha önce de Netanyahu, Mofaz, Şaron ve benzerleri aynı şeyi yaptı. Ama bu zulüm böyle devam etmeyecek. Etmeyeceğini onlar da biliyor...
Zira kutsal kitapların yazdığını, başta hahamlar olmak üzere bütün İsrailliler biliyor. Her geçen gün o bildirilen akıbete doğru gittiklerini de biliyorlar. Ondan kaçamayacaklarını da biliyorlar. Güya o günün gelişini geciktirmeye çalışıyorlar...
Ama nafile. Ne Siyonizm, ne “Arz-ı Mev’ud” hedefi, ne o ne bu!..
İsrail gün geçtikçe zemin kaybediyor. En büyük hamisi de öyle... 20. yüzyılda yükselen güçler, bakalım 21. yüzyılın sonunu görebilecek mi? Bugünkü güç durumuna ve dünya dengelerine aldanmayın. Bakarsınız o dengeler bir anda değişiverir...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Blogcunuz Esranur'un okuduğu yazarlar


Cumartesi, Mayıs 17, 2008 · Kategori: Esranur_Makaleler

Entellektüel Boyut
Rahim Er 15 Mayıs 2008 Perşembe                                                                                      

 
İngiliz muhipleri

İngiltere “Britanya” çerçevesiyle krallık. Hükümdarları kraliçe. Taçlı demokrasiyle yönetilmekte. Bizim meşrutiyet dönemimiz gibi. Meclis seçimle, devlet reisi, hanedandan tevarüsle/miras yoluyla gelmekte. II. Elizabeth, 56 senedir bu devletin reisi. İngiltere, II. Dünya Harbi sonuna kadar Cihan Devleti. Sonrasında ABD bu mevkie yükseliyor. Fakat bugün de bir muamma, İngiltere mi perde arkasından ABD’yi çekip çevirmekte, ABD mi İngiltere’yi?
İngiltere, Commenwealth of Nations/İngiliz Milletler Topluluğu’nun merkez ülkesi. Bu topluluğa 53 devlet dahil. 52’si eski İngiliz sömürgesi. Hükümdarlıklarda memâlik-i şâhâne/imparatorluk toprakları hükümdarın mülkü farz edilir. Bu itibarla Kanada ve Avustralya gibi uçsuz-bucaksız yerler de topluluğa dahil olmakla dünyanın altıda biri kraliçenin serveti addedilmekte.
Bunlar sıradan hurda teferruat bilgiler. Haddi zatında İMT’nin BDD denen eski Sovyetler mensubu kâğıt üzeri varlıktan belki birazcık farkı var. Bugün İngiltere hangi ekabir duruşlarda olursa olsun neticede dişi dökülmüş aslandır.
Ziyaretin bizi alakadar eden tarafına gelince.
Her Türk vatandaşının kafasında aynı iki sual var:
Kraliçedeki bu muhabbet niye?
Bazı aydınlar, neden kraliçeye bu denli meftun?
İngiliz kraliçesi, senede iki gibi mahdut dış ziyaret yapabilmekte. Gelenekleri veya kanunları böyle. Buna rağmen belki hiç gitmediği “ülkesi” olduğu halde Türkiye ye 3. keredir gelmekte. Gelsin, biz misafiri severiz. Ama bu gelişler, zamanlama olarak ilginç, 60’ Darbesi ardından, 71’ Muhtırasını takiben ve 08’ Yargı Darbesi sonrası. Protokol taassubu olarak da garip. Öyle ki sanki bir tahakküm, dayatma uygulanmakta.
Yoksa bilmediğimiz gerçekler mi mevzubahis? Türkiye OMT/Osmanlı Milletler Topluluğu merkez üyesi değil de İMT’nin örtülü 54. Mensubu mu? Geçen yıl da veliahd prens Charles konuğumuz olmuş, Mardin’e kadar gitmişti. Şu olup bitenleri görüp de tefekkür etmemek imkânsız. Üstelik majesteleri siyaset üstüler. Halbuki buraya sırf Türkiye’nin AB üyeliğine destek niyetiyle geldiği beyan edilmekte. Bu ise tamamen siyasi bir tavır. Peki neden çok daha evvel değil de bugün?
Her ne ise. Sonuçta bir hükümdar, elbette devletinin, milletinin menfaatleri için çalışacak.
Yadırganacak o değil, başka bir husus:
Kraliçe, Türkiye Cumhurbaşkanıyla karşılaşıyor, üstelik de onun makamında fakat el sıkışmıyor. Aksi olsa, Abdullah Gül, el sıkışmasa bu da yapılan açıklamada inanca yahut Türk örf ve âdetlerine bağlansaydı medya, 7.8 Çin depreminden beter ortalığı sallamaz mıydı?Dahası da var. Majesteleri, Türkiye’nin baş Kadın Efendisi/First Lady, Hayrünnisa Gül ile el sıkışırken eldivenini çıkartmıyor. Hani en basit görgü kuralıydı, iki kişi tokalaşırken eldiven çıkartılırdı? Acaba sebep şu mu? Biri Hükümdar, 53 ülkenin sahibi. Diğerleri bir ülkenin cumhurbaşkanı ve eşi. Cumhurbaşkanı, hükümdara denk mi görülmüyor? Adı konmasa da galiba realite tâ kendisi. O protokol vs. kılıf.
Buna rağmen. Türk medyasında bir olağanüstülük. Bir bayram havası, bir şenlik. Neymiş, kraliçe, ülkemizi teşrif etmişler. Alt yazılar geçiyor “o bir kraliçe.” Sanki insanüstü varlık. Allah Allah!.. Hani, siz güya Cumhuriyetçiydiniz? Nereden çıktı bu krallık hayranlığı? Bütün düşmanlık Osmanlıya mıydı? Osmanlı müşterek düşmanınız mı? Bir asırdır kendi mazinize hakaret ederken bu yabancı hayranlığını nasıl hayra yormalı?
Demek ki İngiliz muhipliği el’an devam etmekte.
I. Dünya Harbi sürer, millet 7 cephede 7 düvele karşı şehid verirken köksüzlerden bazıları Amerikan mandacısı olmuştu, bazıları İngiliz Muhipleri Cemiyetini kurmuşlardı. İngiliz Muhipleri, İngiliz Dostları demek olsa da dost veya seven burada tam karşılık değil. İngilizlere Sadakatle Bağlılar Cemiyeti demek lazım.
Sadakat fakat ne uğruna?

Yorum (yok) Yorum yaz!

Türkiye'nin gazetesi


Salı, Nisan 22, 2008 · Kategori: Esranur_Makaleler

   Okurları tarafından gazetem diye benimsenen başka gazete var mıdır bilinmez ama Türkiye bunu kazandı ve korudu. Belli fikri dayatmaya çalışmayan ve okuyan herkese ülkesinden, kültüründen haberi olmayı kazandıran, nezih bir gazete: Türkiye Gazetesi.

Türkiye Gazetesi 38 yaşında..

Nice 38 yıllara inşallah.